2026
2026-06-19
Azerbaycan'da camiler ahır ve depo olarak kullanılıyor. Ahmed Şahidov Azerbaycan Demokrasi ve İnsan Hakları Enstitüsü başkanı
18 Haziran'da Azerbaycan Cumhurbaşkanı'nın “Ermeniler camilerde çeşitli hayvanlar besledi ve yaklaşık 65 camiyi yok etti” şeklindeki açıklamasına yanıt olarak:
Bu iddia, en hafif ifadeyle, gerçeklerle hiçbir şekilde örtüşmemektedir. Dahası, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, basın özgürlüğünün kısıtlı olduğu koşullarda bile Azerbaycanlı uzmanlar ve insan hakları savunucuları tarafından gündeme getirilen, Azerbaycan topraklarındaki camilerin içler acısı durumundan söz etmeyi adeta “unutmaktadır”.
Yakın geçmişte, Ağustos 2020'de, Azerbaycan Demokrasi ve İnsan Hakları Enstitüsü Başkanı Ahmed Şahidov şu uyarıda bulunmuştu: “Azerbaycan'ın birçok köyünde camiler ahır ve depo olarak kullanılmaktadır. Bir İslam ülkesinde bu yaklaşım düpedüz dinsizliktir.” İnsan hakları savunucusuna göre Azerbaycan'da çok sayıda cami son derece kötü durumdadır. Şahidov, “İlisu, Sarıbaş ve diğer köylerde çok sayıda tarihî anıtımız bulunmaktadır. Bu tarihî eserler, ilgisizlik ve ihmal nedeniyle yıllardır yıkılmakta ve yok olmaktadır” demiştir.
Şahidov'a göre Gah bölgesindeki tarihî eserlerin tahribinden sorumlu kurumlar suçludur: “Hem Gah Bölgesi İcra Hakimiyeti hem de tarihî ve kültürel anıtları denetleyen kurumlar sorumludur. Görevlerini yerine getirmiyorlar. İşte bu yüzden durum bu kadar felaket boyutundadır. Bin yıllık geçmişe sahip anıtlar, koruma alanları ve kaleler yok olup gitmektedir.”
Azerbaycan'daki camilerin korunmasına yönelik çalışmaları incelediğimizde, bunların uluslararası standartlarla uyumlu olmadığını söyleyebiliriz.
Azerbaycan yıllardır çeşitli platformlarda Ermenilerin Artsakh topraklarındaki camileri “yok ettiği” yönünde suçlamalarda bulunmaktadır. Her ne kadar bu kültürel değerlerin sözde “Azerbaycan kültürü” ile gerçekte herhangi bir bağlantısı bulunmasa da, Azerbaycan tarafı tarihî gerçekleri çarpıtarak ve Ermeniler hakkında yanlış bir algı oluşturarak uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmeye çalışmaktadır.
Gerçekler göstermektedir ki Azerbaycan makamlarının yürüttüğü sözde “kültür politikası”, İslami tarihî ve kültürel değerlerin korunmasına yönelik doğrudan bir tehdittir. Azerbaycan topraklarında hem Hristiyan hem de Müslüman tarihî ve kültürel anıtlar tehlike altındadır.
Geghard Vakfı daha önce de Azerbaycan'daki tarihi eserlerin kötü durumuna, camilerin ve hamamların korunmasında yaşanan sorunlara değinmiş ve araştırmalarını sürdürmüştür.
Haçmaz bölgesinin Hudat kentindeki Cuma Camii çökme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Yetkili kurumlar caminin kötü durumundan haberdar olmalarına rağmen restorasyonu için herhangi bir girişimde bulunmamıştır. Cami, 1993-1995 yılları arasında Kuveyt İslami Mirasın Yeniden Canlandırılması Vakfı tarafından inşa edilmiştir. Şeyh Muhammed Yaragli Camii olarak da bilinen bu Müslüman kültürel miras eseri, 2001 yılından beri faaliyet göstermemektedir. Yerel sakinlerden birinin ifadelerine göre cami uyuşturucu bağımlılarının sığınağına dönüşmüştür: “Hudat'taki cami kapatıldı, bitişiğindeki avlu ise satıldı. Kültürel anıt tamamen çöplüğe dönüştü. Caminin içinde bira şişeleri ve enjektörler görmek mümkün.”

Tehlike altında bulunan bir diğer yapı da Gah ilçesine bağlı Çinarlı köyündeki camidir. 17. yüzyılda inşa edilen cami en son Sovyet döneminde onarılmış olup bugün harabe durumundadır. Caminin duvarları tamamen çatlamış, çatısı ise ciddi şekilde hasar görmüştür.
Köy sakinleri, ilgili kurumlara birçok kez başvuruda bulunmalarına rağmen bu kültürel mirasın korunması için bugüne kadar hiçbir adım atılmadığını belirtmektedir. Konu yerel televizyon kanallarında da gündeme getirilmiş ve kanallar, Azerbaycan Kültür Bakanlığı'na başvurmuştur. Bakanlık ise ne köy sakinlerinden ne de başka kurumlardan herhangi bir başvuru almadığını iddia etmiştir. Fiiliyatta, Azerbaycan makamlarının bu tutumu mevcut sorunları bilinçli bir şekilde görmezden gelme politikası olarak değerlendirilmektedir.

17 yüzyılın başlarında inşa edilen Şah Abbas Camii de (Tovuz ilçesinin Yanıklı köyünde bulunmaktadır) tarihi açıdan değerli bir anıttır ve devletin ihmali nedeniyle yıkılma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Mimari üslubu bakımından Gence'deki Şah Abbas Camii'ne benzemektedir. 2014 yılında caminin kubbesi tamamen çökmüştür. Her ne kadar 2022 yılında caminin restore edilmesi gerektiği yönünde açıklamalar yapılmış olsa da bu konuda herhangi bir somut adım atılmamıştır. 2024 yılında yerel bir sakin tarafından yayımlanan videoya göre cami harabeye dönüşmüş durumdadır. Videoda yer alan ifadelerden biri şöyledir: “Ermeni tarafını suçluyor, Ermenilerin camilerimizi yıktığını söylüyoruz; ama bu caminin hâline bakın. İlgili kurumların dikkati nerede, bilmiyorum. Bu ülkede neler olup bittiğini de anlamıyorum.”
Caminin korunmasıyla ilgili yeni bir tartışma 2026 yılında da gündeme gelmiştir. Üç yüz yılı aşkın bir geçmişe sahip bu caminin neden restore edilmediği sorusu, tarihi ve kültürel mirasın geleceğiyle ilgilenenlerin en önemli gündem maddelerinden biri olmaya devam etmektedir.

Benzer bir kaderi, 19. yüzyılda Kubа ilçesinin Mohuc köyünde inşa edilen cami de paylaşmıştır. Her ne kadar 2022 yılında caminin restorasyon projesi Tarih Enstitüsü tarafından onaylanmış olsa da, projenin uygulanmasına izin verilmemiştir.
Mart 2025'te Azerbaycan Kültürel Mirasın Korunması, Geliştirilmesi ve Restorasyonu Devlet Hizmeti, “kısmen yıkılmış durumda olması nedeniyle tarihî eserin gözetim altında bulunduğunu ve yakın zamanda denetimlerin gerçekleştirileceğini” açıklamıştır. Bununla birlikte, 2026 yılında sosyal medyada cami hakkında yayımlanan bir video farklı bir tablo ortaya koymuştur: “Mohuc'un tarihî anıtı yok oluyor. Caminin yıkılmakta olan duvarları, ihmal ve ilgisizliğin sonucudur.” Videoda, yapının kötüleşen durumu ve korunmasına yönelik etkili önlemlerin alınmadığı vurgulanmıştır. Ayrıca söz konusu videonun daha sonra internet ortamından kaldırıldığı belirtilmektedir.

19 yüzyılın başlarında inşa edilen bir diğer cami, Kuba ilçesinin Birinci Nugadi köyünde bulunmaktadır. İki katlı yapı yarı harabe durumdadır; binanın duvarlarında büyük çatlaklar bulunmakta, tavanı ise ciddi şekilde hasar görmüş durumdadır. Yağışlı havalarda caminin birinci katını su basmaktadır. Köy sakinleri çareyi çatıyı kendi imkânlarıyla örtmekte bulmaya çalışmaktadır. Tehlikeli durumu nedeniyle ikinci katın kullanımı da durdurulmuştur. Yerel sakinlerden biri durumu şu sözlerle ifade etmiştir: “Kalbimiz korkuyla dolu bir şekilde ibadet ediyoruz.”
Azerbaycan Kültür Bakanlığı'na bağlı Kültürel mirasın korunması, geliştirilmesi ve restorasyonu devlet hizmeti, daha 2020 yılında Birinci Nugadi Camii de dahil olmak üzere birçok tarihi ve kültürel miras eserinin restorasyon çalışmalarının tamamlanma aşamasında olduğunu açıklamıştı.
Ancak 2025 yılında yayımlanan bir video, bu camide herhangi bir restorasyon çalışmasının gerçekleştirilmediğini ortaya koymuştur. Buna göre, Müslüman kültürel mirasının bu önemli parçası günümüzde de tehlike altında kalmaya devam etmektedir.

Ağstafa ilçesinde de benzer bir manzara görülmektedir. Yukarı Kasama ve Aşağı Kasama köylerinde bulunan, yaklaşık 200 yıllık geçmişe sahip tarihî yapılar yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Yerel sakinlerden biri durumu şu sözlerle dile getirmiştir: “İbadet yerimizin ne durumda olduğuna bakın; bütün bunlar gerçekten üzücü.”

Ağstafa ilçesinin Garahasanlı köyünde bulunan ve 19. yüzyılın başlarında inşa edilen cami de harabeye dönüşmüş durumdadır. Görgü tanıkları durumu şu sözlerle anlatmaktadır: “Buraya cami demek zor; çünkü artık burada camiyi hatırlatan neredeyse hiçbir şey kalmamış.” Yarı yıkılmış durumdaki caminin iki kubbesi tamamen çökmüş, kapı ve pencereleri ise ciddi şekilde tahrip olmuştur.

Sonuç olarak, Azerbaycan yönetimi yalnızca farklı kültürel miras unsurlarına değil, aynı zamanda İslami medeniyetin mirasına karşı da yıkıcı bir politika izlemektedir. Azerbaycan'ın kontrolü altındaki bölgelerde bulunan ve farklı tarihi dönemlerde çeşitli halklar tarafından oluşturulmuş kültürel ve dini miras unsurları sistematik biçimde tahrip edilmekte ya da kaderine terk edilmektedir. “Çok kültürlü” olarak tanıtılan Azerbaycan'ın 21. yüzyılda bölgenin yerli halklarının kültürel mirası açısından bir tehdit haline geldiği öne sürülmektedir. Buna göre, bu halkların oluşturduğu tarihi ve kültürel değerler kasıtlı olarak yok edilmekte veya sahiplenilerek Azerbaycan'ın kimlik inşası politikalarına hizmet edecek şekilde kullanılmaktadır. Ayrıca, ülkedeki camilere yönelik ilgisizliğin nedenlerinden birinin de söz konusu kültürel varlıkların Azerbaycan devleti veya “Azerbaycan kültürü” ile doğrudan bağlantılı görülmemesi olduğu iddia edilmektedir.