2026

Azerbaycan’da Tork Angeğ’e "göz diktiler"

2025-10-28

Tarihi ve efsanevi kişilikleri Azerbaycanlaştırma ya da Türkleştirme girişimleri Azerbaycan'da Tork Angeğ'e kadar uzandı. Azerbaycan Ulusal bilimler akademisi'nin Nasimi (Azerbaycanlıların sahiplendiği ortaçağ şairi) adını taşıyan Dilbilim Enstitüsü'nün Eski diller ve kültürler bölüm başkanı, doktor, profesör İlhami Cafersoy'a göre, Tork aslında Türk'tür ve Ermeniler bunu yaklaşık 250 yıldır tahrif etmektedir. Cafersoy, Tork-Türk iddiasının "kanıtı" olarak onun kayalara tırnaklarıyla kartal oyduğunu öne sürmektedir ve kartalın "Türkçe bir sözcük ve sembol" olduğunu ileri sürmektedir. Denildiği gibi, her dahiyane şey basittir.

Hraçya Açaryan'ın "Artmatakan Baran'a" ("Kökler sözlük") göre "ardziv" (kartal), "ari" ve "dziv" köklerinden oluşan özgün Ermenice bir sözcüktür.

Kartal, Artaksiad hanedanı krallarının taçlarında ve bastırdıkları sikkelerde yer almaktadır. Ortaçağ kaynaklarına göre, Arşak hanedanının kralları da "kartal sembolünü taşımaktaydı".

Tork'a dönelim. Tork Angeğ, Ermeni mitolojisinin en tanınmış figürlerinden biridir. Tarihçi Movses Khorenatsi, Tork'un olağanüstü güce sahip bir kahraman ve Ermeni milletinin atası Hayk'ın büyük torunu olduğuna tanıklık eder: "Paskamay soyundan, Hayk'ın torunlarından, kaba huylu, yassı burunlu, çukur gözlü ve sert bakışlı biri, aşırı çirkinliğinden dolayı ona Angeğ da denirdi, ve devasa boyuyla ve gücüyle batının valisi kılındı...".

Azerbaycan'ın "eski ve kadim tarihinin" uydurulmasının, Azerbaycanlıların yerli halk olarak konumlandırılmasının ve yerelleştirilmesinin erken Sovyet döneminden itibaren başladığı artık sır değildir. Bu tarih inşasının bileşenlerinden biri, farklı tarihi dönemlerin siyasi ve kültürel şahsiyetlerini Azerbaycanlı ilan etmektir. Örnekler sayısızdır.

Genel olarak Azerbaycanlaştırma iki temel yöntemle gerçekleştirilmektedir: kişi Türkçe konuşuyor ya da Müslümansa doğrudan Azerbaycanlı olarak sunulmaktadır, ve eğer Hristiyan ise, önce Albanyalı, ardından da Azerbaycanlı olarak sahiplenilmektedir.

Azerbaycanlaştırmanın tarihi kaynakları ve gerçekleri kendi yorumlarına göre eğip bükerek uyarlamak suretiyle gerçekleştirildiği de görülmektedir. Her şeyden bağımsız olarak Azerbaycan'da komşu halkların kültürel mirasına göz dikmek, yaklaşık bir yüzyıllık devlet politikası haline gelmiştir.

Cafersoy'u da unutmayalım...

"Bilim insanına" göre Almanların ataları, günümüz Türkiye topraklarından Almanya'ya göç etmiştir ve eski Almanca, Türk dilleriyle akrabadır. Cafersoy, Ermenilerin tüm bunları bildikleri halde "gerçeği" gizlediğini ileri sürmektedir. Azerbaycanlılarınsa bunlardan habersiz kaldığını savunmaktadır, zira çarlık ve Sovyet dönemlerinde akıllı insanlar ya kurşuna dizilmiş ya da Sibirya'ya sürgün edilmiştir.

Bu "dahiyane" bilim insanının çalıştığı Dilbilim Enstitüsü'nün adını taşıyan Nasimi'ye gelince...

Britannica Ansiklopedisi'ne göre, "Nasimi, Türkçe, Farsça ve Arapça yazan 14. yüzyılın sonu ile 15. yüzyılın başının mistik şairidir." Nasimi'nin doğum yeri hakkında farklı görüşler bulunmakla birlikte, onun hiçbir zaman günümüz Azerbaycan topraklarında yaşamadığı bilinmektedir. Şair, 1418 yılında Suriye'nin Halep şehrinde hayatını kaybetmiş ve onun mezarı da orada bulunmaktadır.

Azerbaycan, 2024 yılı sonunda Türkiye'nin desteğiyle Suriye'de oluşan yeni yönetimle iyi ilişkiler içindedir. Bundan ve Suriye'deki belirsiz ve istikrarsız ortamdan yararlanan Azerbaycan yönetimi, Nasimi'nin mezarını Azerbaycan'a nakletme olasılığını ciddi biçimde değerlendirmeye başlamıştır. Azerbaycan medyasına göre bu konu Azerbaycan ile Suriye arasında zaten gündeme gelmiştir.

Belirtmek gerekir ki, bu tür bir politika, yalnızca Azerbaycan'ın "eski dönem" sahte tarihini oluşturma ve Azerbaycanlıları yerli halk olarak konumlandırma amacını gütmemekte ve çoktan Bakü'nün komşularına yönelik yayılmacılığının önemli bileşenlerinden biri haline gelmiştir.

Subscribe to our channel on Telegram