2026

İsrail'in Ermeni soykırımının tanıması ve Azerbaycan

2026-06-30

28 Haziran'da İsrail hükümeti, Ermeni soykırımını tanımaya ilişkin oybirliğiyle karar aldı.

Birkaç gün önce İsrail Dışişleri bakanı Gideon Saar, X'teki mikroblogunda Ermeni soykırımını tanıyan karara atıfta bulunarak şunları yazmıştı: "Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarında Ermeni halkına karşı gerçekleştirilen soykırımın tanınması, ahlaki ve tarihsel bir borçtur. Tarihsel gerçeğin inkarını, küçümsenmesini ve çarpıtılmasını açıkça kınamalıyız. Kapsamlı ve tartışmasız tarihsel belgelere rağmen, Ermeni Soykırımı bugün hala kurumsal bir inkar ve küçümseme politikasının konusudur ve bu politika, başta Türkiye tarafından yürütülen tarih kitaplarının tahrif edici biçimde yeniden yazılmasını da kapsamaktadır."

İsrail'in "ahlaki borcu" ve Türkiye ile ilişkiler

İsrail siyasetinde Ermeni Soykırımının tanınıp tanınmaması meselesi oldukça uzun bir geçmişe sahiptir. Holokost'tan sağ kurtulan bir halkın Ermeni Soykırımı'nı tanımaması meselesi, İsrail toplumunun çeşitli kesimlerinde her zaman tartışma konusu olmuştur; ancak hükümetin bu konudaki resmi tutumu yalnızca ülkenin stratejik çıkarlarıyla değil, Türkiye ile ilişkileriyle de bağlantılı olmuştur.

Saar'ın açıklamasından yaklaşık bir yıl önce, 27 Ağustos 2025'te İsrail başbakanı Binyamin Netanyahu, Patrick Bet-David'in podcastinde İsrail'in neden Ermeni Soykırımını tanımadığına ilişkin soruya "bunu az önce yaptım" diye yanıt vermişti. Türkiye, Netanyahu'nun açıklamasına hemen tepki göstererek onu "geçmişin trajik olaylarını siyasi amaçlarla istismar etmekle" suçlamıştı.

Ermeni Soykırımının tanınması meselesi, özellikle son 15 yılda İsrail-Türkiye ilişkilerinin gerilmesi bağlamında araçsallaştırılmıştır. Konu birkaç kez Knesset'e taşınmış, İsrailli siyasetçiler tanımanın gerekliliğinden söz etmiş, ancak mesele hiçbir zaman tanımaya dönüşmemiş, yürütme organı ise daima karşı çıkmıştır.

İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın açıklaması, İsrail-Türkiye siyasi ilişkilerinin tarihin en düşük noktasında olduğu bir gerginlik ortamında gündeme geldi. Tarafların Gazze'deki savaş, İran'a karşı savaş, Suriye, Lübnan ve çeşitli siyasi konularda birbirinden farklı tutumları bulunmaktadır. Öte yandan, gerginliğe rağmen İsrail Azerbaycan'dan kesintisiz petrol almayı sürdürmekte olup bu petrol Türkiye'nin Ceyhan limanı üzerinden taşınmaktadır, ancak Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bunu reddetmiştir.

Belirtmek gerekir ki tanıma girişimi, Ermenistan-İsrail ilişkilerinin de oldukça soğuk olduğu bir dönemde gerçekleşmektedir. İsrail'in Azerbaycan'a silah tedariki Bakü'nün 2020-2023 yılları arasında Artsakh'ın işgalinde ve Ermenistan sınırlarına yönelik saldırılarda kullandığı silahlar Ermenistan-İsrail ilişkilerini olumsuz etkilemiştir. 2024 yılında Ermenistan'ın Filistin devletini resmen tanıması ise İsrail'de sert ve eleştirel tepkilere yol açmıştır.

Tanımama nedenleri

Türkiye ve Azerbaycan ile İsrail'in stratejik ilişkileri, İsrail'in "pragmatik" tutumunun temel gerekçesi olarak değerlendirilmektedir. 1950'lerden itibaren Arap dünyasıyla düşmanca ilişkiler ortamında İsrail, kendi yalnızlığını kırmak amacıyla Türkiye, İran ve diğer ülkelerle yakın ilişkiler kurmaya çalışmıştır. Türkiye ile İsrail, on yıllar boyunca siyasi, ekonomik ve diğer alanlarda yakın ilişkiler geliştirmiştir.

İsrail'in Ermeni Soykırımını tanımamasında etkili olan başka etkenler de bulunmakta olup bunlar İsrailli araştırmacılar tarafından ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Bu etkenler arasında Türkiye'deki Yahudi cemaatinin tutumu, ABD'deki İsrail lobisi ve "etnik rekabet" olarak adlandırılan olgu, yani Holokost'u özgün ve biricik bir soykırım vakası olarak koruma isteği sayılabilir.

Azerbaycan faktörü ve tutumu

1990'ların başından itibaren İsrail ile Azerbaycan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in deyimiyle yalnızca tepesi görünen bir buzdağına benzeyen stratejik nitelikte çıkara dayalı ilişkiler geliştirmiştir. İran ile düşmanca ilişkilerini göz önünde bulunduran İsrail, Azerbaycan ile bağlarını istikrarlı biçimde geliştirmiş ve Azerbaycan ordusunun modern techizat ile diğer araçlarla donatılmasına önemli katkılar sağlamıştır. Bu ilişki çerçevesinde Azerbaycan, İsrail için kritik bir petrol tedarikçisi konumuna gelmiştir. Amerikan CNN'inin haberine göre İsrail, 2026 yılındaki İran'a karşı savaşta İran'a yönelik operasyonları gerçekleştirmek amacıyla Azerbaycan topraklarını kullanmıştır. Öte yandan geçtiğimiz aylarda Bakü, İsrail ile Türkiye arasında ve İsrail ile Suriye arasında belirli mutabakatlara ulaşmak amacıyla arabulucu rolü üstlenmeye çalışmıştır. Azerbaycan, Gazze'de İsrail'in yıkıcı savaşı konusunda çelişkili bir konumda kalmıştır: bir yanda İslam dünyasının tutumuna yakın durmak ve Türkiye ile ilişkilerde sorun yaratmamak, öte yanda ise İsrail ile yakın ilişkileri sürdürmek zorunda kalmıştır.

Ermeni Soykırımı konusunda Azerbaycan'ın tutumu inkârcıdır. Azerbaycan, Ermeni Soykırımını "uydurma" olarak nitelendirmekte ve diğer ülkeler tarafından tanınmasını engellemek için adımlar atmaktadır.

Olası sonuçlar

İsrail'deki tanıma girişimi bu kez yasama organından değil, yürütme organından gelmektedir. Son yıllarda İsrail'de Türkiye'ye karşı daha sert bir tutum benimseyenlerin sayısı artmıştır. İsrail-Türkiye ilişkilerindeki mevcut çelişkilere ve karşılıklı sert söyleme karşın her iki ülke de doğrudan çatışmaya yol açacak kırmızı çizgileri aşmamaya çalışmıştır.

Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, İsrail hükümetinin kararını "endişe verici", "tarihi gerçeklerin çarpıtılması" ve "tarihsel açıdan karmaşık bir meselenin siyasi bir karara dönüştürülmesi" olarak nitelendiren bir açıklama yayımlamıştır. Azerbaycan, İsrail'i kararını gözden geçirmeye davet etmiştir.

İsrail-Azerbaycan ilişkilerinin niteliği ve bu ilişkilerin Bakü açısından önemi göz önünde bulundurulduğunda, Azerbaycan'ın İsrail ile ilişkilerini riske atmayacağı ve bu meseleyle ilgili kapsamlı bir medya kampanyası düzenlemeyeceği değerlendirilmektedir. Peki Knesset'ten ne beklemeli...

Subscribe to our channel on Telegram