2026
2026-04-15
Kosova parlamentosu, 17 Şubat 2008'de bağımsızlık bildirgesini kabul etti. Ertesi gün Türkiye, bildirgenin kabulünü memnuniyetle karşılayarak, Kosova Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını resmen tanımaya karar verdi. Sonraki yıllarda Türkiye, Kosova'nın güvenlik garantörlerinden biri haline geldi. Ankara, Priştine'nin askeri alandaki kilit ortağı ve temel silah tedarikçisidir. Türk kuvvetleri, Kosova'nın toprak ve kamu güvenliğinin sağlanması süreçlerine büyük ölçüde dahil olmaktadır. Türkiye'nin Kosova meselesinde elbette kendine özgü çıkarları bulunmaktadır. Kosova ise Türkiye'yi yalnızca güvenliğin sağlanması ve silahlı kuvvetlerin NATO standartlarına uyumlu hale getirilmesi konularında değil, bağımsızlığın uluslararası alanda tanınması sürecinde de bir destekçi olarak görmektedir.
Azerbaycan ise bu konuda Türkiye'nin yaklaşımlarını paylaşmamaktadır. Türkiye'nin Kosova'nın bağımsızlığını tanıdığı gün olan 18 Şubat 2008'de, Azerbaycan, Kosova'nın bağımsızlığını tanımadığını açıklamıştı. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Kosova'nın geçici özyönetim organının Sırbistan'dan ayrılmaya ilişkin kararının uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtmişti. Bakü, 2009 yılında Lahey uluslararası mahkemesinde bağımsızlığın tek taraflı ilanının hukuki meşruiyetini ele almak amacıyla düzenlenen duruşmalarda tutumunu yeniden teyit etmişti. Azerbaycan tarafının kanaatine göre, iç hukuku ihlal ederek ayrılık ilan eden bir bölge, devlet olarak kabul edilemez.
Azerbaycan ve Türkiye'nin yaklaşımları arasındaki bu tür çelişkiler yalnızca Kosova'nın bağımsızlığı meselesiyle sınırlı değildir. "Kardeş" olarak nitelendirilen bu iki ülkenin anlaşmazlıkları, Ermenistan ile normalleşme süreci, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı, İsrail ile ilişkiler, Kürt meselesi ve daha fazlasını kapsamaktadır. Fakat, Ankara ve Bakü, Ermenistan ile ilişkilerin normalleşmesi çerçevesinde politikalarını uyumlu hale getirebilmektedir. Türk tarafı, örneğin Bakü'nün baskısıyla da olsa, Ermenistan ile ilişkilerin normalleşmesini Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki sürece bağlamaktadır: Azerbaycan'ın yakın ortağı ve Kürt devletinin kurulmasını savunan İsrail ile onun karşısında yer alan Türkiye arasındaki sorunlar, iki ülkenin ekonomik işbirliğine engel teşkil etmemektedir. Bakü ise Kuzey Kıbrıs meselesinde bağımsızlığın tanınmasını görünürde dışlamaz. Kosova bu bağlamda dikkat çekicidir, zira Azerbaycan, Kosova'nın bağımsızlığını hiçbir zaman tanımayacağını ısrarla sürdürmektedir. Dahası, anlaşmazlığın diğer tarafı olan Sırbistan'a toprak bütünlüğünün yeniden sağlanması konusunda diplomatik destek sunmakta ve Sırp tarafının takdirini kazanmaktadır.
Azerbaycan, Kosova meselesinde başından beri benimsediği politikayı Karabağ çatışması çerçevesinde yorumlamıştır. Kosova'nın statüsüne ilişkin tartışmalar süresince, Bakü, bir "emsal" oluşturulmasını engellemeye çalışmıştır. 2007 yılında, Azerbaycan hükümeti, Avrupa Birliği'ni (AB) Kosova'ya bağımsızlık statüsü tanıma önerilerini reddetmeye davet etmişti. Bakü, Balkan bölgesinde böyle bir ayrılığın Karabağ için emsal teşkil edebileceği konusundaki kaygılarını dile getirmişti.
Bu tartışma sırasında, Azerbaycan temsilcisi, Kosova meselesinin "Ermeni-Azerbaycan çatışmasından" farklı olduğunu kabul etmekle birlikte, uluslararası hukuku ihlal ederek toprak sorununu ayrılık ve bağımsızlık lehine çözmenin Kafkasya bölgesi üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini belirtmişti. Azerbaycanlı yetkili, AB'ye yönelik bu çağrısını cazip bir vaatlerle tatlandırmış, Avrupa ülkelerinin enerji piyasasını çeşitlendirmelerine ve Rus gaz ile petrolüne olan bağımlılıklarını azaltmalarına destek olmayı teklif etmişti. Avrupalı yetkililer bu "cazip" teklife karşılık olarak Karabağ'ın "işgal altındaki bir toprak" olduğunu kabul etmiş ve Bakü'ye Kosova formülünün eski Sovyet coğrafyasındaki çatışmalar aleyhine kullanılmayacağına dair güvence vermişti.
Ne var ki Avrupa ülkelerinin güvenceleri ve Kosova meselesindeki Türk yaklaşımları, Bakü'nün kaygılarını gidermekte yetersiz kalmıştır. Azerbaycan, bu Balkan çatışmasında Türkiye'nin ve Batılı ortaklarının aksine bir politika izlemeyi sürdürmüştür. Kosova'nın bağımsızlığına ilişkin siyasi tutumuna paralel olarak Azerbaycan tarafı askeri nitelikte bir "isyan" da sergilemiştir. İlham Aliyev'in önerisi ve Milli Meclis'in 4 Mart 2008 tarihli kararıyla, 34 kişilik Azerbaycan taburu Kosova'da konuşlandırılmış Türk tugayı bünyesindeki barış gücü görevini sona erdirerek Bakü'ye geri dönmüştür.
Sonraki dönemde de Azerbaycan, Sırbistan ile ilişkilerini derinleştirirken Kosova'nın bağımsızlığına karşı çıkmaktan ve bu tutumu Karaba meselesiyle ilişkilendirmekten vazgeçmemiştir. Üstelik 1999'dan bu yana, farklı jeopolitik koşulların etkisiyle, Kosova'daki Azerbaycan barış gücünün çekilmesi, Karabağ çatışması süreciyle (Prag süreci) doğrudan bağlantılı olarak yorumlanmıştır ve bugün de geriye dönük olarak bu şekilde değerlendirilebilir. Zira bilindiği üzere, barış gücü arabuluculuğuyla Karabağ sorununun çözümü seçeneği, Kosova'nın bağımsızlığının ilan edildiği dönemde de tartışılmaktaydı. Bakü, kendi taburunu geri çekerek Kosova örneğinin tekrarlanmasını önleme amacıyla Karabağ'da aynı senaryonun yaşanma olasılığını fiilen engellemiştir. Azerbaycanlı yetkililer söz konusu barış gücü misyonunu "ayrılıkçılığı destekleyen bir görev" olarak nitelendirmiştir.
Türkiye'nin Kosova'ya sağladığı askeri ve siyasi desteğe karşın Azerbaycan, 2012 ve 2017 yıllarında Kosova'nın Dünya gümrük örgütü'ne (DGÖ) üyeliğine izin vermemiştir. 2017 yılında Viyana'da düzenlenen DGÖ Avrupa Bölgesi Gümrük İdareleri Başkanları Konferansı'nda Azerbaycan tarafı, Kosova'nın bağımsızlığını tanımadığını ve tek taraflı bağımsızlık ilanının uluslararası hukuka aykırı olduğunu bir kez daha vurgulamıştır. Azerbaycanlı yetkiliye göre Azerbaycan "toprak bütünlüğü sorunuyla bizzat karşı karşıya kalmış olup siyasi meselelerin gümrük örgütü çerçevesinde ele alınması kabul edilemez."
Tutumunu Karabağ çatışmasıyla temellendiren Bakü, 2020'deki Karabağ savaşının ardından da yaklaşımlarını değiştirmemiştir. Buna karşın Kosova, söz konusu savaşın ardından Azerbaycan'ın "Karabağ kaygısından kurtularak" artık Kosova'nın bağımsızlığını tanıma konusunda kendini kısıtlamayacağını ummuştur. Ağustos 2021'de Türkiye'deki savunma bakanları toplantısında Priştine, Azerbaycan'dan (ve diğer ülkelerden) tanınma talebinde bulunmuştur. Belgrad ise bunu Washington anlaşmasının ihlali (1 Eylül 2021'e kadar tanınma talebinde bulunmama taahhüdü) olarak nitelendirmiş ve ardından Azerbaycan'ın politikasını çatışma çözümü açısından örnek göstermiştir.
Azerbaycan'ın müttefiki Türkiye'de düzenlenen savunma bakanları toplantısında Kosova'nın bağımsızlığının gündeme getirilmesi ve tanınma talebinde bulunulması, Kosova'nın Türkiye'nin desteğiyle Azerbaycan'dan tanınma "koparmaya" çalıştığını açıkça ortaya koymaktadır. Kosova, Türkiye'nin desteğine ilişkin beklentilerini henüz yitirmemiş olsa da bugüne dek, Karabağ üzerinde tam denetim sağlandıktan ve Bakü'nün kanaatine göre çatışma çözüme kavuşturulduktan sonra dahi Azerbaycan, Kosova meselesinde "kararlı" politikasını sürdürmektedir. Dahası, Azerbaycan tarafı Sırbistan ile ilişkilerini derinleştirmekte ve onun toprak bütünlüğünün yeniden tesisinde önemli diplomatik destek sağlamaktadır. Bu bağlamda Ankara'nın, Bakü üzerinde Türkiye'nin hem Kosova meselesindeki hem de dış politikasının çeşitli diğer alanlarındaki çıkarlarını karşılayabilecek yeterli kaldıraçtan yoksun olduğu görülmektedir.