2026
2026-04-10
Küresel piyasada petrol fiyatlarının keskin şekilde artması, ABD ve İsrail’in Orta Doğu’da başlattığı çatışma ve 28 Şubat’tan itibaren İran’a karşı yürütülen askeri operasyonlarla ilişkilidir. 9 Mart’ta Brent tipi petrolün bir varil fiyatı yaklaşık 120 ABD dolarına ulaşmıştı. Şu anda da aynı tür petrolün fiyatı 100 ABD dolarını aşmaktadır. Buna ek olarak, bu çatışma, dünya petrol arzının en az %25’inin taşındığı Hürmüz Boğazı üzerinden petrol ihracatını fiilen felce uğratmıştır. İran ile yaşanan çatışma, Orta Doğu’nun büyük üreticilerinden enerji kaynaklarının tedarikini aksatmakta ve fiyat artışına yol açmaktadır. Oluşan durumdan, petrol ve doğal gaza bağımlı olan Azerbaycan ekonomisi fayda sağlamaktadır.
Azerbaycan’ın 2026 yılı devlet bütçesinde petrolün bir varilinin ortalama fiyatı 65 ABD doları olarak hesaplanmıştı. 2025 yılında ise bütçede bir varil ham petrol ihracatının ortalama fiyatı 70 ABD doları olarak belirlenmişti.
Orta Doğu’daki çatışma ortamında, küresel piyasada Azerbaycan’ın Azeri Light petrolünün fiyatı da artmaktadır. 1 Nisan’da Azerbaycan petrolünün fiyatı 132,35 dolara ulaşmış, 3 Nisan’da ise 10,89 dolar veya %8,3 artarak 141,68 ABD dolarına yükselmiştir.
Böylece, son bir ay içinde Orta Doğu’da silahlı çatışmanın başlamasından bu yana “Azeri Light” petrolünün fiyatı %70,8 (51,5 dolar) artarak en yüksek seviyesine ulaşmıştır.
Azerbaycan Maliye Bakanlığı’nın hesaplamalarına göre, petrol fiyatlarının 10 dolar artması ülkenin devlet bütçesini yaklaşık 400 milyon manat (235 milyon ABD doları) artırabilir. Analistler, bu tür bir artışın petrol üretimindeki düşüşün etkilerini kısmen telafi edebileceğini belirtiyor. Hollandalı ING Group bankacılık grubunun değerlendirmelerine göre, petrolün küresel fiyatlarının 10 dolar kalıcı şekilde artması Azerbaycan’a yıllık yaklaşık 3 milyar dolar ek ihracat geliri sağlayabilir, enerji sektöründen ise devlet bütçesine yaklaşık 1,5 milyar dolar gelir kazandırabilir. Fitch Ratings uluslararası derecelendirme kuruluşunun analistlerine göre, Orta Doğu’daki askeri çatışma nedeniyle petrol fiyatlarının uzun süre yüksek kalması, Azerbaycan’ın ihracat ve bütçe gelirlerinde beklenmeyen bir artışa yol açabilir.
Ancak Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Bakü’de düzenlenen 13. Küresel Forum’un açılışında yaptığı konuşmada petrol fiyatlarındaki artışla ilgili endişelerini dile getirerek risklere dikkat çekmiştir.
“Petrol ve gaz fiyatlarında eşi görülmemiş bir artış görüyoruz ve bu durum tüketiciler için pek çok sorun yaratıyor. Ancak bu sadece tüketicilerin sorunu değil. Eğer birileri bu tür dengesiz fiyatların petrol ihraç eden ülkeler için faydalı olduğunu düşünüyorsa, bu doğru değildir,” demiştir.
Ekonomist ve “Açık Azerbaycan” girişiminin kurucusu Zohrab İsmayıl, petrol fiyatlarındaki artışın “Azerbaycan hükümeti için ek fırsatlar yarattığını, ancak bunun ne kadar süreceğini zamanın göstereceğini” düşünüyor. Azerbaycanlı ekonomist, “Eğer fiyat artışı 1 haftadan 10 güne kadar sürerse, bu Azerbaycan için büyük bir gelir sayılmaz. Ancak birkaç ay sürerse, elbette hükümet bütçede öngörülenden çok daha fazla gelir elde edecektir,” diye belirtmiştir.
İsmayıl, bu savaştan önce Azerbaycan’ın zaten bütçe zorluklarının eşiğinde olduğunu vurguluyor. “Fiyatlar yüksek kaldığı sürece Azerbaycan, mali sorunlarının bir kısmını geçici olarak çözebilecektir,” diyor. Onun değerlendirmesine göre, olası zorluklara rağmen ciddi ekonomik sorunlar beklenmiyor. Kayıplar ile kazançlar karşılaştırıldığında ise Azerbaycan’ın muhtemelen bu durumdan daha fazla kazanç sağlayacağı ifade ediliyor.
Petrol Araştırmaları merkezi direktörü İlham Şaban da petrol fiyatlarındaki artışın ülke ekonomisinin gelirlerini artıracağını düşünüyor.
Şaban, “Petrolü daha yüksek fiyata satma imkanı oluşuyor. Ancak bu durum istikrarsız ve geçici olduğu için gelecekteki gelirleri ve refah üzerindeki etkisini kesin olarak değerlendirmek zordur,” demiştir.
Azerbaycan Parlamentosu Ekonomik politika komitesi üyesi milletvekili Vugar Bayramov ise, “Gelirlerde olası artış, hükümetin ulusal güvenlik, kurtarılmış bölgelerin yeniden inşası ve sosyal koruma programları gibi öncelikli alanlara daha fazla kaynak ayırmasına imkan sağlayacaktır,” ifadelerini kullanmıştır.
Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı hedef alınabilir mi?
Azerbaycan, petrolünün büyük kısmını Bakü–Tiflis–Ceyhan (BTC) boru hattı üzerinden ihraç etmektedir. Bu hat, Bakü’nün güneyinde bulunan ve British Petrolium (BP) liderliğinde işletilen Sangachal terminalini Gürcistan üzerinden Türkiye’nin Akdeniz kıyısındaki Ceyhan limanına bağlar. İsrail’in, BTC üzerinden taşınan Azerbaycan ve Kazakistan petrolünü satın alması nedeniyle analistler, çatışmanın tırmanması durumunda İran’ın boru hattını hedef alabileceğine dair endişeler olduğunu belirtiyor. Bu hat, İsrail’e sağlanan petrolün yaklaşık %30’unu taşımaktadır. Boru hattının büyük bölümü yer altından geçtiği için insansız hava araçları veya füze saldırılarına karşı görece daha az savunmasızdır. Ancak Hazar Denizi’ndeki petrol ve gaz platformları ile Sangachal terminali daha açık ve hassas hedefler olarak değerlendirilmektedir.
İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu’nun (İRGC) komutan danışmanı, Tahran’ın “düşmanın petrol tedarik hatlarını” hedef alacağını ve bölgeden petrol ihracatını engelleyeceğini açıklamıştı. Arap üst düzey kaynaklar “Middle East Eye’a” yaptıkları açıklamada, bu tehdidin ciddi kaygılara yol açtığını ve İran’ın BTC boru hattını hedef alabileceğini ifade etti.
Aynı kaynak, “İran’ın ‘düşmanın petrol hatlarına’ saldırma tehdidi yalnızca BTC boru hattını ifade edebilir; çünkü bu hat İsrail’in başlıca ham petrol tedarik kaynağıdır,” dedi.
Kaynak ayrıca, İranlı üst düzey yetkililere atıfla, İsrail’in “İran ve bölgeye karşı kirli işlerini Azerbaycan üzerinden yürüttüğünü” ve bu faaliyetlerin son yıllarda arttığını ileri sürdü.
5 Mart’ta Nahçıvan bölgesine yönelik insansız hava aracı saldırılarından sonra endişeler daha da arttı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, saldırılar için İran’ı suçlayarak bunu “terörizm” olarak nitelendirdi ve ülkenin silahlı kuvvetlerinin her türlü senaryoya hazır olması gerektiğini belirtti. Bakü ayrıca Tahran’daki büyükelçiliğini ve Tebriz’deki konsolosluğunu kapatarak tüm çalışanlarını tahliye etti.
Aliyev’in bu sert açıklamalarının ardından Azerbaycan güvenlik servisi, İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu tarafından planlandığı iddia edilen terör saldırılarının engellendiğini duyurdu. Bu planlar arasında Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattına yönelik olası saldırılar da bulunuyordu.
Açıklamada, “Toplumda panik yaratmak ve ülkemizin uluslararası itibarına zarar vermek amacıyla stratejik hedefler seçilmişti ve bunlar arasında BTC petrol boru hattı, Azerbaycan’daki İsrail Büyükelçiliği, Dağ Yahudileri dini topluluğunun liderlerinden biri ve Aşkenaz Yahudilerinin sinagogu yer alıyordu,” denildi.
Peki BTC boru hattını İran’ın olası saldırılarından korumak mümkün mü? Azerbaycan ordusunun hava savunma kuvvetlerinden yedek subay Vugar Seyidov’a göre, yoğun bir saldırı durumunda bu pek mümkün değil. “İran’ın düşük yoğunluklu füze ve İHA saldırılarına karşı savunma yapabiliriz. Ancak İsrail’e yönelik saldırılar düzeyinde yoğun füze saldırıları olursa, elbette kendimizi koruyamayız,” ifadelerini kullandı.
BTC boru hattına yönelik olası bir saldırı, İsrail’in enerji güvenliği ve küresel petrol piyasaları açısından da ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu hat, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye için kritik bir altyapı projesidir ve herhangi bir aksama uluslararası enerji akışlarını ve bölgesel istikrarı etkileyebilir.
Bununla birlikte, Bakü ile Tahran arasındaki gerilimin bir miktar azaldığı görülüyor. İlham Aliyev ile İran Cumhurbaşkanı Masoud Pezeshkian arasındaki telefon görüşmesi ve Azerbaycan’ın İran tarafına iki kez insani yardım göndermesi bu yumuşamaya katkı sağlamıştır.
Sonuç olarak, petrol fiyatlarındaki artış kısa vadede Azerbaycan’a ekonomik faydalar sağlayabilir. Ancak mevcut durum aynı zamanda ciddi riskler de barındırmaktadır. Orta Doğu’daki çatışmanın derinleşmesi, Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı da dahil olmak üzere stratejik enerji altyapılarını tehdit edebilir. Bu tablo, Azerbaycan için hem ekonomik fırsatlar hem de güvenlik açısından önemli zorluklar anlamına gelmektedir ve büyük ölçüde İran etrafındaki gelişmelere bağlıdır.