2026
2026-03-25
Avrupa Birliği, 26 Ocak 2026'da 2027 yılına kadar Rus gazından tamamen vazgeçme ve 1 Mart 2026'ya kadar gaz tedarikinin çeşitlendirilmesine yönelik ulusal planlar hazırlama kararını kabul etti. Aynı zamanda, Türkiye ve çeşitli Avrupa ülkelerinin Libya gazına ilgisi de arttı. Bu bağlamda, Azerbaycan ve Sırbistan cumhurbaşkanlarının Şubat ayında gerçekleştirdiği toplantı dikkat çekicidir. Aliyev'in "yeni işbirliği fırsatları" hakkındaki açıklamaları, Bakü'nün endişesini ve Belgrad aracılığıyla Avrupa için "güvenilir tedarikçi" olarak eski önemini koruma çabasını gözler önüne sermektedir.
AB ülkelerinin Rus menşeli gaz ithalatını dışlamaya karar vermesiyle birlikte, kıtanın gaz talebini karşılamaya yönelik alternatif seçenekler olarak Azerbaycan, Kuzey Afrika, Orta Asya ve Orta Doğu enerji kaynakları değerlendirilmeye başlandı. Aynı zamanda uzmanlara göre, Azerbaycan, yükümlülüklerini gerektiği gibi yerine getiremeyecek ve tedarik ettiği gaz hacmini önemli ölçüde artıramayacaktır.
15 Şubat 2026'da Sırbistan'ın başkentinde İlham Aliyev ile Aleksandar Vuçiç bir araya geldi. Azerbaycan cumhurbaşkanı'nın da teyit ettiği üzere, Vuçiç, Sırbistan-Azerbaycan ortaklığının derinleştirilmesinde kilit bir isimdir. Sırbistan Savunma bakanlığı, başbakanlık ve şimdi ise cumhurbaşkanlığı görevlerini üstlenen Vuçiç, Bakü ile stratejik ortaklığın kurulmasına ve güçlendirilmesine büyük önem atfetmiş ve bunu Sırbistan'ın enerji güvenliği ve ekonomik kalkınması açısından kritik bir kaynak olarak değerlendirmiştir.
2008'den bu yana iki ülkeyi "birleştiren" ortak konu, zedelenen "toprak bütünlüğü" meselesidir: Sırbistan için Kosova, Azerbaycan için Artsakh. Azerbaycan, "kardeş" Türkiye'ye rağmen Kosova'nın bağımsızlığını bugüne kadar tanımamış, Sırbistan ise Azerbaycan'ı Artsakh savaşındaki zaferinden dolayı tebrik etmiştir.
Belgrad ile Bakü arasındaki "yakınlığın," toprak bütünlüğü ve egemenlik meselelerinde "kader ortakları" arayışıyla başladığı söylenebilir. Bu zemin üzerinde, uluslararası platformlarda karşılıklı destek sayesinde işbirliği kültürel ve insani ilişkileri de kapsayacak biçimde genişledi, ardından giderek büyüyen güvenlik (askeri-teknik) ve ekonomik karşılıklı çıkar işbirliğine dönüştü. Azerbaycan'ın Artsakh üzerinde tam denetim kurmasının ardından, Sırbistan gözünde Azerbaycan, "toprak bütünlüğünü yeniden tesis etmiş" örnek alınacak bir model oldu. Şubat toplantısında Vuçiç, Aliyev'i "Avrupa'nın en tanınan ismi" olarak nitelendirerek "Sırbistan'ın ondan öğrenecek çok şeyi olduğunu" bile söyledi.
Azerbaycan'ın yabancı yatırımlara ihtiyaç duyan Sırbistan'a sağladığı finansal "destek" büyük önem taşımaktadır. 2011'de Bakü, Belgrad'ın merkezi Taşmaydan parkının yeniden düzenlenmesi için 2 milyon avro aktardı. Bunun sonucunda aynı parkta Sırbistan'ın "yeni kahramanı" Haydar Aliyev'in üç metrelik heykeli dikildi ve o Sırp kahramanların anıtlarını gölgede bıraktı. Park ayrıca resmi ziyaretler için önemli bir tören mekanı haline geldi. Azerbaycan fonlarıyla Belgrad camii ve Novi Pazar'ın kültür merkezi de yeniden inşa edildi. Novi Sad'da ise bir kilise onarıldı ve Azerbaycanlı besteci Üzeyir Hacıbeyli'nin anıtı dikildi.
2012'de Azerbaycan, Sırbistan'ın kalkınması için 300 milyon avro tahsis etti. Azerbaycanlı şirketlerin ve özellikle Aliyev ailesine ait AzVirt inşaat şirketinin katılımıyla, Sırbistan hükümetinin eş finansmanıyla yollar ve köprüler inşa edildi ve iletişim ve altyapı projeleri hayata geçirildi. Sırbistan'ın en önemli altyapı projelerinden biri olan otoyol inşaatı da Azerbaycanlı şirket tarafından gerçekleştirildi. Sırbistan ayrıca Azerbaycan'a büyük miktarda askeri teçhizat satarak önemli gelir elde etti.
Şubat toplantısının sonuçları
Azerbaycan-Sırbistan Stratejik ortaklık konseyi'nin kurulmasına ilişkin mutabakat muhtırası, 23 Kasım 2022'de Belgrad'da imzalandı. Azerbaycan cumhurbaşkanı, 15 Şubat 2026'da Sırbistan Devlet gününde bu konseyin ilk toplantısına katılmak üzere Belgrad'a gitti. Sırbistan cumhurbaşkanı ile gerçekleştirilen görüşmenin ardından genişletilmiş heyetler arasında müzakereler yapıldı. Bu müzakerelerin ardından; gıda güvenliği alanında işbirliği, Sırbistan'da gaz türbinli elektrik santralinin tasarımı, inşası ve yönetimi, medya ve iletişim, kültür, spor ve sağlık alanlarında işbirliği anlaşmaları ile iki ülke ekonomi bakanlıkları arasında mutabakat muhtırası dahil olmak üzere çeşitli ikili belgeler imzalandı. Müzakerelerin odak noktasını enerji altyapısı, savunma işbirliği ve gaz meselesi oluşturdu. Büyük ölçüde Rus gazı ithal eden, Rusya'ya yönelik yaptırımlara katılmayan ve enerji sisteminde Rus şirketlerine tekel konumu tanıyan Sırbistan, AB kararı nedeniyle Azerbaycan şeklinde bir alternatif aramak zorunda kalmıştır. AB üyeliğini hedefleyen bu ülke, aynı zamanda yeni enerji altyapılarının oluşturulmasında finansal destek beklemektedir.
Bakü ise "Avrupa'nın enerji güvenliğinin güvencesi" olma şöhretini korumakla ilgilenmektedir. Bununla birlikte, tedarik edilen gaz hacmini belirli ölçüde artırma kararına rağmen, Azerbaycan'ın mevcut rezervleri ve altyapısıyla Avrupa talebini esaslı biçimde karşılayamayacağı bilinmektedir. Bunun yerine Azerbaycan, kendi imkanları ve devlet şirketi SOCAR'ın doğrudan katılımıyla gaz açığını örtbas edecek çeşitli alternatif projeleri gündeme taşımıştır.
15 Şubat'ta Azerbaycan cumhurbaşkanı ile gerçekleştirilen toplantının ardından Sırbistan cumhurbaşkanı, “SOCAR”'ın Kruşevats yakınlarında 500 megavat kurulu güce sahip bir doğal gaz elektrik santrali (GTPP) inşa edeceğini açıkladı. Vuçiç'e göre tesis, 2029 yılına kadar hizmete girebilir. Aliyev'in projenin sürecini bizzat takip edeceğini vurgulayan Vuçiç'e, Azerbaycan tarafı, Sırbistan'ın yatırım ortamının Azerbaycan için cazip olduğunu teyit ederek bu ülkeye büyük hacimli yatırım yapmaya hazır olduklarını açıkladı. Aliyev, Sırbistan'da planlanan doğal gaz elektrik santralinin Avrupa'daki en büyük Azerbaycan yatırımlarından biri olacağını vurguladı.
Azerbaycan tarafının değerlendirmesine göre, 2032 yılına kadar Azerbaycan'ın enerji sektörü sekiz gigavat ek kapasite kazanacak ve bu kapasitenin büyük bölümü Karadeniz elektrik iletim kablosu aracılığıyla Doğu Avrupa'ya ihraç edilecek. Bu amaçla 2030'ların başında Hazar Denizi elektrik iletim kablosu hizmete girecek.
“SOCAR”, Sırbistan'ı veri işleme ve yapay zeka alanında önde gelen Balkan ülkesi haline getirme taahhüdünü de üstlenmiş görünmektedir. Şirket, aynı Kruşevats'taki veri merkezini güçlendirerek Avrupa'nın en büyüğü haline getirmeyi planlamaktadır. Sırbistan ile Azerbaycan ayrıca turizmi teşvik etmek amacıyla Mayıs 2026'dan itibaren Bakü-Belgrad doğrudan uçuşlarını başlatmayı kararlaştırdı.
Şubat toplantısının sonuçları çerçevesinde Azerbaycan ve Sırbistan cumhurbaşkanları, diğer alanlarda da işbirliği ve proje geliştirme niyetlerini ima etti. Azerbaycan tarafı, Sırbistan'ı bölgesel ekonomik girişimlere (TRİPP) dahil edeceğini vaat etti.
Bakü, Belgrad'ı Avrupa'daki uzun vadeli önemli bir ortak olarak değerlendirirken Belgrad, Bakü aracılığıyla siyasi ağırlığını korumaya ve genişletmeye çalışmaktadır. Sırbistan'ın Kosova meselesi nedeniyle ilişkilerinin pek de kolay olmadığını belirtmek gerekir ve bu durum, Sırbistan yetkililerinin AB'ye yönelik söylemlerinde defalarca dile getirilmiştir.
Bakü, Brüksel'den farklı olarak Belgrad'ı toprak bütünlüğü meselesinde her zaman desteklemiştir. Sırbistan tarafı bunun karşılığında Azerbaycan'a fiilen kendi topraklarını Balkan bölgesinde yatırım projeleriyle yayılmak için bir platform olarak sunmuştur. Buna karşılık Sırbistan, Bakü'nün yardımıyla stratejik hedefini hayata geçirmeyi, altyapısını modernize etmeyi ve Orta Avrupa için bir enerji merkezi haline gelmeyi, beklemektedir.
Azerbaycan'ın mali ve enerji kaynaklarını kullanarak Sırbistan'da tutunmayı ve çeşitli "yumuşak güç" araçlarıyla bu ülkeyle ilişkilerini kazançlı bir koza dönüştürmeyi başardığı açıkça görülmektedir. Kendine özgü davranış kalıpları çerçevesinde Bakü, Sırbistan'daki yeni yatırımlar ve altyapı girişimleri ya da bunlara ilişkin vaatlerle Sırbistan yetkililerini ve halkını "memnun etmeyi" sürdürecektir. Böylece Azerbaycan, Avrupa bölgesindeki önemini koruyabilecek ve alternatif enerji kaynakları meselesinde elverişli bir başlangıç konumundan rekabet edebilecek ve bundan doğan askeri-siyasi beklentileri de devreye sokabilecektir.