2026

Bakü Tedirgin: Türkiye ve Avrupa, Azerbaycan gazını Libya gazıyla değiştirmeyi planlıyor

2026-03-17

2026 yılı Şubat ayı başında, Azerbaycan basınında, Bakü'nün Libya'daki gelişmeler ve özellikle çeşitli ülkelerin Libya enerji kaynakları üzerindeki yoğun ilgisiyle ilgili endişelerini dile getiren yayınlar yer aldı. Azerbaycan iktidar yanlısı sitelerden birinde çıkan makale özellikle dikkat çekicidir, ve bu makale Bakü'nün Avrupa ülkelerinde ve Türkiye'de Azerbaycan gazının Libya gazıyla değiştirilmesi niyetlerine ilişkin kaygılarını doğrulamaktadır.

Avrupa Birliği (AB), 2027 yılına kadar Rus gazından tamamen vazgeçme kararı almıştır. Bu kararla, AB üyesi ülkelerin Rus menşeli gaz ithalatını dışlamaları, 1 Mart 2026'ya kadar gaz tedarikinin çeşitlendirilmesine yönelik ulusal planlar hazırlamaları ve Rus gazının ikamesinde olası sorunları tespit etmeleri öngörülmektedir. Buna göre Avrupa ülkelerinin gaz talebini karşılamaya yönelik alternatif seçenekler olarak Azerbaycan, Kuzey Afrika, Orta Asya ve Orta Doğu enerji kaynakları değerlendirilmektedir.

Azerbaycan şu anda aralarında 10 AB üyesinin de bulunduğu, 16 ülkeye gaz tedarik etmektedir. 2026 yılı Ocak ayında Hazar Denizi'nden başlayıp İtalya kıyılarına uzanan SCPX-TANAP-TAP boru hattına en son Almanya ve Avusturya katılmış ve bu ülkeler ‘‘SOCAR’’ ile 10 yıllık sözleşmeler imzalamıştır. Azerbaycan cephesinde bu anlaşma, Bakü'nün Avrupa'nın gaz sisteminde yer edinmesinde önemli bir başarı olarak sunulmaktadır. Farklı görüşler, Azerbaycan'ın Avrupa talebini karşılama kapasitesini sorgulamakta ve Azerbaycan'ın taahhüt ettiği hacimleri temin etme yükümlülüğünde zaten geri kaldığını vurgulamaktadır.

Azerbaycan tarafı da kısa sürede gerekli teslimatları gerçekleştiremeyeceğini kabul etmiş ve boru hatlarının tam kapasiteyle işletilebilmesi için Bakü ile AB'nin kısa vadede temin edemeyeceği yeni altyapı yatırımlarına ihtiyaç duyulduğunu teyit etmiştir. En iyi ihtimalle Azerbaycan gazının hacimleri, Hazar maden yataklarındaki Türk şirketlerinin yatırımları ve Türk sermayesiyle yeni maden yatakların işletmeye açılması sayesinde 2029'dan itibaren artırılabilecektir. Bu konuda Azerbaycan ile Türkiye, 5 Ocak 2026'da bir anlaşma imzalamıştır.

2027 yılına kadar Rus gazının ikamesi için Libya seçeneği etrafında zaten kilit süreçler başlamıştır. Libya Ulusal Petrol Şirketi (NOC), 2027 yılına kadar petrol üretimini önemli ölçüde artırma niyetini açıklayarak uluslararası şirketleri ülkenin yataklarına ve enerji altyapısına yatırım yapmak üzere geri dönmeye davet etmiştir.

Ocak 2026'da Trablus, gaz tedarikine ilişkin önemli sözleşmeleri Fransa ve ABD ile imzalamıştır. Libya tarafı, TotalEnergies ve ConocoPhillips şirketleriyle deniz sahasında gaz üretimi amacıyla 20 milyar dolarlık ortak yatırım anlaşması imzalamıştır. Daha önce İtalya da büyük hacimde Libya gazı satın almaya hazır olduğunu açıklamıştı.

Libya gazı, GreenStream denizaltı boru hattıyla Avrupa enerji şebekesine bağlıdır. 516 kilometre uzunluğundaki bu boru hattı Libya'dan Sicilya adasına uzanmaktadır. Sistem, İtalyan ENI şirketi tarafından GreenStream BV ortak girişimi aracılığıyla işletilmektedir. Libya ile Türkiye'yi birbirine bağlayan gaz hatları bulunmadığından Ankara, Libya gazının GreenStream aracılığıyla İtalya'ya ihraç edilmesi seçeneğini değerlendirmektedir.

Türkiye, Libya'da şu anda çok sayıda petrol ve doğalgaz arama projesi yürütmektedir. Bu projeler, dışarıdan enerji kaynaklarına bağımlılığı azaltmaya yönelik kapsamlı bir stratejinin ve Türkiye'nin uzun vadeli enerji politikasının parçası olarak sunulmaktadır. Azerbaycan basını bu bağlamda Libya hükümetinin Türk girişimlerine siyasi destek sağladığını ve bunun Ankara açısından rekabetçi ek avantajlar yarattığını kaydetmiştir. Bakü ayrıca bunun Türkiye ile Avrupa ülkeleri arasında çelişkilere yol açabileceğini düşünmektedir.

Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ise bu amaçla takas mekanizması yoluyla Azerbaycan gazıyla telafi edilmesi seçeneğinin ele alındığını açıklamıştır. 2026 yılı "Libya ile Türkiye arasında enerji işbirliği yılı" olarak belirlenmiş ve iki ülke 17 yıllık bir aranın ardından ekonomik mutabakat muhtırası imzalamıştır.

Özünde Türkiye Cumhurbaşkanı, Libya petrol ve gaz sektörü karşısında Azerbaycan'ın hassas tutumunu bilen biri olarak, 2021 yılında, Aliyev'e, devlete ait, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) aracılığıyla ortak çalışmalara katılmasını teklif etmişti. Erdoğan'ın ifadesine göre Aliyev tekliften memnuniyetini belirtmiş, ancak sonraki işbirliğine ilişkin herhangi bir bilgi kamuoyuna yansımamıştır. Dahası, Libya petrol ve gaz sektörünü yakından izleyen Bakü, 2025 yılında ‘‘SOCAR’’'ı Libya ekonomisine yönlendirmeye çalışmıştır.

Azerbaycan cephesinde aynı zamanda AB'nin kabul ettiği yönetmeliğin gazın Rus menşeli olmadığına dair kanıt sunulmasını zorunlu kılan maddesine yönelik de bir hoşnutsuzluk söz konusudur. Bakü, Rus gazının Avrupa'ya "Türk akım" üzerinden ulaştığını ve Azerbaycan kaynaklı ‘‘Güney Kafkasya Doğal gaz boru hattıyla’’ (SCPX) herhangi bir bağlantısı olmadığını vurgulamaktadır. Kendisine yönelik bir kuşku sezinleyen Azerbaycan, hoşnutsuzluğunu özellikle Rusya ile yaşadığı çelişkilere karşın Rus gazından vazgeçme konusunda diğer Avrupalı ülkelerle aynı görüşü paylaşmayan Fransa'ya yönelik dile getirmektedir. Bunun yanı sıra son yıllardaki Bakü - Paris "çatışmasının" ‘‘denkleminde’’ ekonomik meseleler de yer almaktadır. Fransız tarafı Azerbaycan gazı yerine Libya gazını tercih etmiş ve Ocak 2026'da yeni sözleşmeler imzalayarak Libya gaz ithalatını artırmayı hedeflerken Türk boru hatları üzerinden Rus gazı almayı sürdürmektedir.

Bu bağlamda Bakü tedirgindir, zira Paris'in Azerbaycan gazından adım adım vazgeçmedeki kararlılığı sayesinde önümüzdeki yıllarda AB'de Azerbaycan gazına olan talep artmayacak, aksine Ankara ile işbirliği içinde Libya gazı Avrupa talebini daha erken karşılayacaktır. Rus gazını kendi gazının rakibi olarak gören Bakü, Ankara'nın Libya gazını Rus gazıyla takas etme seçeneğini değerlendirmesinden de rahatsızlık duymaktadır.

Bununla birlikte aynı Azerbaycanlı "endişeli" kaynaklara göre, TAP AG ortak şirketi, Libya ve Azerbaycan enerji kaynaklarının takasının şu anda gündemde olmadığını açıklamıştır. Üstelik şirket, 2045 yılına kadar geçerli sözleşme yükümlülüklerinin varlığını ve mevcut düzenlemelerin değiştirilmemesi gerekliliğini teyit etmiştir.

Sonuç olarak Bakü'nün ciddi endişe gerekçeleri birkaç açıdan mevcuttur: Önce, Brüksel'in gaz ithalatında benimsediği çeşitlendirme politikasının merkezinden dışlanarak Libya'ya eski konumunu kaptırabilir. İkinci olarak, Azerbaycan gazına olan önemli bağımlılığın azalmasının bir sonucu olarak eskiden sahip olduğu cezasızlık ayrıcalığını yitirebilir. Nitekim Azerbaycan, bu ayrıcalık sayesinde Karabağ'da etnik temizlik ve savaş suçları işleyebilmişti. Dahası, Azerbaycan gazı tüketen Avrupalı ülkeler ve kuruluşlar, Azerbaycan'daki çok sayıda insan hakları ihlali ve baskıya karşı yaptırım uygulamamış ya da gereken tepkiyi göstermemiştir.

Üstelik Bakü, Rus gazı ithalatı yasağının delinmesine yardım etmekle zaten şüphe altındadır. Türkiye'nin politikası da Bakü açısından kaygı vericidir. Türkiye de kendi enerji ekonomisini çeşitlendirme konusunda çıkar sahibidir ve Libya gaz ihracatını önemli ölçüde artırma süreçlerine istikrarlı biçimde dahil olmaktadır.

Buna göre Libya gazı etrafında yakın gelecekte şekillenecek anlaşmalar ve pratik çalışmalar Azerbaycan'ı daha da sinirli kılacaktır. Finansal akışlardan yoksun kalma ve ekonomik, dolayısıyla siyasi nüfuzun zayıflaması Bakü'yü Ankara ve Brüksel üzerinde baskı uygulamanın yeni araçlarını aramaya zorlayacaktır. Bu durumda en muhtemel seçenek Washington ile etkileşim kurmaktır, ve bu yol aracılığıyla Azerbaycan gazı, Rus gazının öncelikli ikamesi olarak konumlandırılabilir.

Subscribe to our channel on Telegram