2026
2025-12-26
Stepanakert'te Azerbaycan cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve eşi Mehriban Aliyeva, "Zafer parkı" adı verilen alanın açılışına katıldılar.
Bakü, Ermeni karşıtı politikasını kendi halkı nezdinde en üst düzeyde, yani cumhurbaşkanlığı düzeyinde sürdürmeye devam etmektedir. Artsakh'ın Ermeni kimliğini ve izlerini silme süreci, bir kez daha "Zafer parkı" ile somutlaşmaktadır.
Bakü'nün bu saldırgan girişimleri 2020'deki 44 günlük savaşın ardından askeri gücün vurgulanması, Ermeni karşıtı propaganda, cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in savaşçı söylemi ve 5 milyar dolara ulaşan savunma harcamalarındaki artış, "barış gündemine" hazır olunduğunun değil, tam tersinin göstergesidir ve tüm bu adımlar Ermeni karşıtı duyguları körüklemeye yöneliktir.
Azerbaycan, 44 rakamını "ulusal gurur simgesi" haline getirmiş ve savaşın her gününü "şanlı bir tarih" olarak nitelendirerek dış kamuoyuna sahte bir "barış gündemi" sunmayı sürdürmektedir.
Stepanakert'te kurulan bu parkın içeriği şu şekildedir: 44 günlük Artsakh savaşı'nın gün sayısını simgeleyen 44 metre yüksekliğinde bir Zafer kemeri, "sonsuzluk" sembolüyle "Zafer günü"nü temsil eden 10 katlı ve platformlu bir yapıdır. Dokuzuncu katta "Zafer galerisi" yer almakta ve levhalarda ise dünyaya "terörle mücadele operasyonu" olarak sunulan 2023 askeri harekatının sonuçlarına ilişkin yazılar bulunmaktadır.
Parkın girişinden Zafer kemeri'ne uzanan 44 basamak ile merkezi alanda yer alan anıt levhalar, sözde 2020 savaşının seyrini "anlatmaktadır."
Bakü, Stepanakert'i birincil hedef olarak seçerek, burada Ermeni nüfusun mülklerine ve konutlarına aktif biçimde ve yasadışı yollarla el koymakta, şehrin Azerbaycanlaştırılması sürecini yürütmekte ve yalnızca Ermeni anıt ve yapılarından değil, Artsakh devletinin sembollerinden de kurtulmaya çalışmakta ve bunları göstermelik bir şekilde yıkmaktadır.
Azerbaycan'ın Artsakh'ta benimsediği süreç, Ermeni izini ve mirasını "temizlemeye" ve her şeyi "Azerbaycan'a ait" olarak sunmaya yöneliktir. Bakü'nün Ermenilere ve Ermeni kültürüne yönelik nefret dolu ve hoşgörüsüz tutumunun, devlet kademelerinin en üst düzeyinde ve Aliyev'in baskıcı rejiminin denetiminde hayata geçirildiği açık bir gerçektir.